KURBAN BAYRAMI BESLENME ÖNERİLERİ VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
KURBAN BAYRAMI BESLENME ÖNERİLERİ VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN
HUSUSLAR
Bayramlar bizleri tüm akrabalarımız ile kucaklaştıran sevgi
dolu coşkulu bir o kadarda bizleri heyecanlandıran günlerimizdir…
Tüm ailenin bir araya geldiği kahvaltı sofralarında ise ağır,
kızartılmış hamur işleri, yağlı pastane ürünleri, bal, kaymak, sucuk ve salamlı
omletlerin yer aldığı kahvaltı menülerinden uzak durulmalı; sofrada peynir
çeşitleri, bol salatalık, domates gibi söğüş sebzeler, süt, kahvaltılık gevrek,
haşlanmış yumurta veya yağsız sebzeli omlet, kepek, çavdar veya tahıllı
ekmeklerin bulunduğu sofralar tercih edilmelidir.
Kurban bayramı deyince de dolu dolu sofralar geliyor tabi
akıllara. Yılda bir defa olması da insanları sınırsızlık düşüncesine itiyor
aman bu psikolojiyle yaklaşmayın sofralara diyorum. Neden? Çünkü et
tüketimimizi arttırarak aslında riskimizi de arttırıyoruz yani et tüketimi ve
tatlının bol olduğu sofralarda tüm vücut dengemizi bozuyoruz şöyle ki miktara
dikkat etmezsek kalp-damar hastaları, diyabet hastaları, hipertansiyon
hastaları ve böbrek hastaları risk altındadır. Önlemimizi önceden almak tüm
bireyler için geçerli olup porsiyon kontrolüne ve besin gruplarının dengeli
alımına her zaman özen gösterilmelidir.
Kırmızı ette iyi
kalitede protein olmakla birlikte ayrıca; demir, fosfor, potasyum, sodyum,
magnezyum, bakır, çinko mineralleri ile B12, A, B6 ve az miktarda B1, B2, B3
bulunmaktadır. Ette yüzeyde görünen yağlı kısım haricinde bağlı olarak bulunan
%20’lik bir yağlılık söz konusudur.
Hayvan kesiminden
sonra sertleşmeye başlar ve bu duruma ölüm katılığı denilir. Etlerin yeme
kaliteleri olgunlaşma süresine bağlı olarak değişir. Kesimden hemen sonra
pişirilen etler sert olur. Bu nedenle pişirilecek veya dondurulacak etlerde
kesim sonrası sertliğin geçmesi beklenmelidir.
Çünkü midede
şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara neden olur. Özellikle mide
rahatsızlıkları çeken bireyler, eti 24 saat bekletmeden tüketmemelidir. Normal
bir et mide tarafından 4 saatte sindirilirken taze kesilmiş etin 8 saatte
sindirildiğini unutmayın. Etlerin olgunlaştırılması 0-1,5°C’de eti en az 24
saat bekletildikten sonra tüketilmelidir.
Ette kuruluğu önlemek
için ortaya yakın ısıda uzun süre pişirilmelidir. Etin %60-70’i sudur ve
pişerken su kaybı önlenmelidir aksi takdirde et sert ve kuru olur. Yüksek
ateşte ve ateşe yakın pişirmede etin dış yüzeyinin yanması ve iç yüzeyinin çiğ
kalması gibi olumsuzluklar gerçekleşir. Izgara edilirken, et ile ateş arasında
10-15 cm aralık olmalıdır.
Etler; büyük parçalar şeklinde değil ancak kıyma, kuşbaşı
gibi küçük parçalara ayrılıp, tek pişirimlik miktarlara bölünüp, buzdolabı
poşetlerine veya yağlı kâğıda sarılarak buzdolabının buzluk kısmında (-2
derecede 3-5 gün) veya derin dondurucuda (-18 derecede 3 ay)
saklanmalıdır.
Pişirmek için
buzluktan çıkartılan etler, yine buzdolabının alt raflarına indirilerek
çözdürülmeli, çözdürülen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır.
Pişirme yöntemi
olarak; haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli,
kızartmalardan ve kavurma yönteminden kaçınılmalıdır.
Etler, C ve E
vitaminini içermezler. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi
veya etlerin yanında C vitamininden zengin sebze/salata/ taze sıkılmış meyve
sularının tüketilmesi oldukça önemlidir. Bu yöntem hem besin çeşitliliğinin
sağlanmasını sağlar hem de sebzelerde bulunan C vitamini, demirin emilimini
arttırır.
Etlerin yanında
rafine edilmiş pilav/makarna yerine bulgur/esmer pirinç; asitli/gazlı içecekler
yerine ayran/yoğurt/cacık tüketilmelidir.
Günlük (2-2,5 lt) su
tüketimine dikkat edilmelidir.
Gidilen bayram
ziyaretlerinde; meyve suları yerine açık çay/bitki çayları; hamur
tatlıları/çikolata yerine sütlü tatlılar/meyveler tercih edilmelidir. Bayram
ziyaretleri sırasında tüketilen fazla çay ve kahve tüketimi uykusuzluk, kalpte
ritim bozuklukları, mide problemlerine sebep olabileceğinden bu tür içecekler
tüketilirken miktarlarına dikkat edilmelidir.
Açık havada 30-60
dakikalık yürüyüşler yapılmalı, vücudu toksinlerden arındıran yani antioksidan
etkisi bulunan, posa kaynağı meyve ve sebzeye ağırlık verilmelidir.
Diyetisyen Ayşe Gürbilek
Yorumlar
Yorum Gönder